14 Kasım 2012 Çarşamba

Çile...

 
 …………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
 
 
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...
N.Fazıl KISAKÜREK
 
 

7 Eylül 2009 Pazartesi

Aşk Sayıklamaları


Ben ne çok sevdimse seni o denli aşıksın dediler ve sen ne kadar acı çektirdiysen üzülme o da seviyor dediler. Şimdi pervane mi ateşe ateş mi pervaneye ram olur. Gül mü arzulanandır, bülbül mü gül'ü izhar eder; deseler ki gül aşkın kendisidir, gönül bülbülü de ister..
Hikayenin sonunda eğer mecnun ağlamışsa, aşkın zirvesindedir ve fakat leyla gülümsüyorsa ?..

Gülümsüyorsa Mecnun kadar dır en az aşkı ve aşkın kimyası, bire hüzün, ikiye tebessüm.. Mesele ya bir olmak ya biri beklemek. Aşk hep birine tutulur ve o biri başka birine; vuslat tez gelecekse biri hep güler ki ne kadar uzaksa sevgilinin yolu, biri hep ağlar..
Aşka karşılık bekleyen bilmez mi o ateşi yakan kavuşabilme hayalidir. Ve vuslata vasıl olunca, demez mi benim Leylam bu değil ne varki ben Leyla'mı buldum bu sadece cismidir..
Aşk cezmle biter, cezmle başlar. Suskun aşık sukunetinde yanarken, feryad eden ne sukun bulur ne feryadı sevgiliye ayan olur. Suskun bir aşık olmak mecnun'dan paye ise figan etmek mecnuna uzaktır; olaki feryaddan sevgili incine.. Sukut et ey gönül, kaynayan yüreğinin ateşi yarin gözlerinden düşüyor katre katre ve bekle, vuslat vasıl olmasada daha ötesi daha fazla gurbet değil; ama ne demiş şair, ben gurbette değilim, gurbet benim içinde.. Yani ben ateşte değilim ateş benim içimde...

18 Ağustos 2009 Salı

Berceste (Nabi)


"Ne bende sabr-ı sükûn

Ne sende vefadan zerre

İki yoktan ne çıkar

Fikredelim bir kere"

Berceste/Baki


Sözlemez küsmüş bize canane söylen söylesin

Neyledim ol yar-ı alişana söylen söylesin


Naz-ıla güftara gelmezse helak eyler beni

Ol cefa vü cevri bi-payana söylen söylesin


Derd-i aşkı gayrıdan sorma ne bilsin çekmeyen

Anı yine aşık-ı nalana söylen söylesin


Harı zahmından neler çektiğimi gülzarda

Bağban- bülbül-i giryana söylen söylesin


Bakiya dil durmasın güftara takad kalmadı

Vaktidir ol husrev-i devrana söylen söylesin...


Açıklama:"

Dostlarım! Sevgili bana küsmüş, konuşmuyor. Varın ona söyleyin de iki çift kelam etsin. Sorun bakalım! O şanı yüce sevgiliye ben ne yapmışım, konuşup bildirsin.Nazlanması devam eder de söze başlamazsa beni helak edecek. Lütfen gidip o cefa ve eziyeti sonsuz olan sevgiliye, yalvarın da bu aşıkıyla barışıp konuşsun.Aşk derdini başkalarından sormayın. Aşkı çekmeyen onun ne olduğunu ne bilsin? Siz onu yine inleyen aşığa sorun ki, size hepsini bir bir anlatıversin.Gül bahçesinde diken yaralarından neler çektiğimi oranın bahçıvanı konumundaki inleyen bülbüle söyleyin, maceramı size sayıp döksün.Ey dostlarım! Baki'nin dil oynatıp söze mecalinin kalmadığını, varın o devran sultanı sevgiliye söyleyin ki, şimdi iki çift söz edip gönlünü almasının tam zamanıdır"

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Berceste (Fuzuli)


Suya versin bâğbân gülzârı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün teg verse bin gülzâre su

(Sele versin gül bahcesini bahcivan, zahmet çekmesin Bin tane gül bahcesini sulasa , yüzü gibi bir gül açmaz.)


Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dadı var
Âşık- ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var

"Bende Mecnun'dan ileri aşıklık var, Mecnun'da kim asıl aşık benim"

24 Nisan 2009 Cuma

Kaside-i SU

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su
Suya versin bağ-ban gülzar-ı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin-gülzâre su
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su
Ârızın yâdiyle nem-nâk olsa müjgânım n'ola
Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su
Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ
Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su
İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
Susuzum bu sahrede benim'çün are su
Ben lebim müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su
Ravza-ı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş gâlibâol serv-i hoş reftâre su
Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su
Dest-bûsı arzûsiyle ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağının mîzacına gire kurtâre su
Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su
Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su
Kılmak için taze gül-zâr-i nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su
Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim
Yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su
Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su
Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzu-ı için gül ruhsâre su
Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre hâk-i der-gâhına ister salınûr
Dönmez ol der-gâhdan ger olsa pâre su
Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humar için içer mey-hâre su
Yâ Habîbâ'llah yâ Hayr el-beşer müştâkınım
Eyle kim leb-teşneler yanıb diler hem vâre su
Sensin ol bahr-i kerâmet kim Şeb-i Mi'rac'da
Şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su
Çeşm-i hûr-şidden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su
Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dîl-i sûzânıma
Var ümîdim ebr-i ihsanın sepe ol nâre su
Yümn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâre su
Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Hâb-i hasretten dökende dîde-i bîdâre su
Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su


FUZULİ
AÇIKLAMA:
"Ey göz! Gönlümdeki ateşlere su saçma.Çünkü bu kadar tutuşan ateşe su çare olmaz.
Dönen kümbetin rengi su rengi midir bilmiyorum.Yoksa gözümden çıkan su mu dönen kümbeti doldurmuştur.
Kılıcının zevkinden gönlüm parça parça olsa şaşılmaz.Çünkü devamlı geçmekle su duvarda yarıklar bırakır.
Yaralı gönül senin peykanının sözünü korkuyla söyler.Her kimde yara varsa o suyu ihtiyatla içer.
Bahçıvan gül bahçesini suya versin, boşuna zahmet çekmesinÇünkü o bin gül bahçesine su verse bile senin yüzün gibi bir gül açılmaz.
Kalemin bakmaktan gözlerine kara su inse bile,yazar gubar hatlı yazısını senin ayva tüylerine benzetemez.
Senin yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olurgül beklentisiyle dikene su vermek boşuna değildir.
Gam günü hasta gönülden kılıcını esirgemeKaranlık gecede hastaya su vermek sevaptır.
Ey gönül, onun peykanını iste, ayrılığında benim ona karşı olan arzumu sakinleştirsin. Susuzum, bu sahrada bir kez de benim için su ara.
Ben senin dudaklarının tutkunuyum, zahidlerse kevser istiyorNitekim sarhoşa şarap içmek hoş gelir ayık insana su.
Su galiba o hoş yürüyüşlü serviye aşık olmuş ki,her an onun köyünün bahçesine gidiyor.
Toprak olup suyun yolunu tutup o köye varmasını engellemem gerekir.Çünkü su benim rakibimdir. Bırakmam ki o köye varsın.
Ey dostlar! Eğer onun elini öpmek arzusuyla ölürsem,toprağımdan testi yapıp onunla yare su sunun.
Servi kumrunun duasına karşı aksilik ederSu onun eteğini tutsun ve ayağına düşüp yalvarsın.
Bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor.Su gül budağının mizacına girsin ve bülbülü kurtarsın.
O güzel ahlakını insanlara ilan etmiş.Su seçilmiş Ahmet’in yoluna tabi olmuş.
O insanoğlunun efendisidir. Seçilmiş incilerin deryasıdır.Ki onun mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.
O peygamberlik bahçesinin parlaklığını tazelemek için,mucizeyle mermerden su çıkarmıştır.
Onun mucizesi alemde öyle sonsuz bir denizmiş kio denizden binlerce ateşe tapan kafirin ibadethanesine gidip ateşlerini söndürsün su.
Onun savaş günü parmağından Ensar’a su verdiğini kim işitse,hayretinden parmağını ısırır.
Onun dostu yılan zehri içse, içtiği zehir ab-ı hayat olur.Düşmanı su içse içtiği su yılan zehrine dönüşür.
O abdest almak için gül gibi olan yüzüne eliyle su serptiğinde,o suyun her damlasında binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.
Onun ayağının toprağına erişeyim diye su,ömür boyu başını taştan taşa vurup avare gezer
Su, onun türbesinin toprağına zerre zerre salınmak ister.Su parça parça da olsa o dergahtan dönmez.
Sarhoşun baş ağrısını gidermek için su içtiği gibi, günah işleyenler de senin na’tının zikrini daima dillerinde tekrarlamayı dertlerine derman bilirler.
Ey Allah’ın sevgilisi, insanların hayırlısı, susuzluktan yanıp dudağı kuruyanların su istemeleri gibi ben de seni özlüyorum.
Sen o keramet denizisin ki, Miraç gecesinde senin feyzinin çiğ taneleri,sabit ve seyyar bütün yıldızlara su eriştirmiştir.
Senin mezarını onaran mimara su lazım olsagüneş çeşmesinden her an çokça saf ve tatlı su akar.
Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmıştır.Senin ihsan bulutunun o ateşe su serpeceğini umuyorum
Seni övmenin bereketiyle Fuzuli’nin sözleri,nisan bulutundan düşüp büyük inciye dönen su damlası gibi birer inci olmuştur.
Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp gözünden hasret göz yaşı döktüğü vakit.
Senin yüzünü görmeye susamış Fuzuli’yi vuslat çeşmenden mahrum etmeyeceğini ummaktayım."

29 Mart 2009 Pazar

Berceste


“ Cânıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr

Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim"